Vakıf Üniversitelerinde BAP Süreçleri

Vakıf üniversitelerinde BAP yönetimi: Mevzuat farkları, harcama süreçleri ve araştırma fonlarının etkin kullanımı. Kurum içi fonların dış kaynaklı projelere (TÜBİTAK, AB) hazırlıktaki kritik rolü.

Araştırma, üniversitelerin başlıca iki faaliyet alanından biri ve maliyetli bir süreç. Özellikle fen bilimleri, mühendislik, sağlık bilimleri gibi laboratuvar, saha çalışması ve atölye gerektiren alanlarda araştırma faaliyetlerine maddi kaynak oluşturma konusu pek çok kurumu zorluyor. Gold'a göre araştırma-geliştirme maliyetleri uzun süredir üstel artarken, araştırmacı başına üretkenlik de düşüyor – ki bunun nedenleri arasında da bilimsel araştırma konularının yıllar içinde daha karmaşık hale gelmesi bulunuyor [1]. Dolayısıyla bu artan maliyetlere karşı doğru bir finansman modeli üzerinde sıklıkla yeniden düşünülüyor.

Üniversitelerde kurum içi araştırma fonları, dış kaynaklı fonların önemli bir tamamlayıcısıdır. Kurum içi araştırma fonları, araştırma kapasitesinin biçimlenmesinde ve yönlendirilmesinde çok güçlü bir rol oynamaktadır. Bu fonlardan uzun yıllardır "BAP" kısaltmasıyla bilinen Bilimsel Araştırma Projeleri, neredeyse bir marka haline gelmiştir.

Ülkemizde temel olarak iki tür üniversite bulunuyor: Devlet ve vakıf üniversiteleri. Her ikisi için de kurum içi araştırma fonları ve BAP’lar benzer amaçlara hizmet etse de, uygulamada ve hukuki altyapıda önemli farklar göze çarpmaktadır.

Devlet üniversitelerinde BAP’ların yürütülmesinde temel dayanak noktası Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri Hakkında Yönetmeliktir [2]. Devlet üniversitelerinde BAP’ların nasıl değerlendirileceği, BAP komisyonunda kaç öğretim üyesi olacağı, hakemlere ödenecek ücretler ve BAP’lar kapsamındaki harcamaların nasıl yapılacağına kadar birçok konuya değinilmiştir. Yine bu kapsamda yapılan tüm faaliyet ve harcamalar Sayıştay denetiminde izlenmektedir.

Vakıf üniversiteleri için söz konusu yönetmeliğin temel kapsamı aynı olmakla birlikte, yönetmelik dilinin ağırlıklı olarak devlet üniversitelerini esas alması bazı yapısal farklılıklar oluşmasına neden oluyor. Örnek olarak, harcama yetkilisinin yönetmelikte tanımlandığı şekilde olmaması; ayrıca Sayıştay yerine YÖK vakıf yükseköğretim kurumları genel denetimine tabi olması gibi birkaç önemli fark bulunuyor. Bu durum da vakıf üniversitelerinin kurum içi araştırma süreçlerini belirlerken kendi yapılarına uygun yönergeler ve modeller geliştirmesini olanaklı kılıyor.

Vakıf üniversitelerinin araştırma fonlarını daha esnek mekanizmalar ile işletebilmeleri; bireysel araştırma fonları, yayın teşvikleri gibi hızlı sonuç alınan uygulamaları da beraberinde getiriyor.  Bunların dinamik yapılarda büyük yararı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan; tüm bürokratik süreçlerine ve görece yavaşlığına rağmen doğru bir biçimde işletilen bir BAP sisteminin varlığından yine en büyük yararı vakıf üniversiteleri göreceklerdir.  Saha gözlemleri, YÖK raporları ve çalıştay değerlendirmeleri de bu sonuca işaret etmektedir.

Bunun iki nedeni bulunuyor: İlk olarak öğretim üyeleri arasında kurum içi araştırma fonlarının şeffaf, keyfilikten uzak ve rekabetçi ölçütlerle dağıtıldığına dair bir güven ortamının oluşması, hem araştırma yönetişimini güçlendirmekte, hem de bilimsel üretime dair motivasyonu doğrudan etkilemektedir.

İkinci neden, BAP süreçlerinin dış kaynaklı büyük fonlara (TÜBİTAK, TÜSEB, Avrupa Birliği, vb.) hazırlık niteliği taşıması. Bilimsel nitelikten ve etik çerçeveden ödün verilmeden işletilen bir BAP süreci araştırmacılar için çok yararlı bir pratiktir. BAP yürütebilen öğretim üyeleri, dış kaynaklı büyük fonlara için de daha hazır ve deneyimli hale geliyor. Bu da üniversitenin dış fonlara erişimi ve görünürlüğü için kritik bir öneme sahip.

Bu yönüyle BAP, vakıf üniversitelerinin kurumsal kapasite inşasının bir bileşeni olarak mutlaka işletilmeli ve değerlendirilmelidir.

H. Kaygusuz, 11.01.2026

---

[1] E.R. Gold (2021). Research Policy, 50(5), 104226.

[2] Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri Hakkında Yönetmelik.