Yapay Zekâ Çağında Sözlü Sınav Bir Fırsat Mı?

Yapay zekâ kopyacılığı yaygınlaştırırken, geleneksel yöntemlerle ölçme-değerlendirme yapmak yetersiz kalıyor. Geçmişten günümüze örneklerle, eğitimin neden daha fazla 'insan temasına' ihtiyaç duyduğunu inceliyoruz.

Geçtiğimiz hafta, fakültede yapılan bir sınavda bir kopya girişimi gözetmenlerce tespit edildi. Bu kopyacılık her zamankinden biraz farklıydı. Bir öğrencide mini kulaklık ve düğme kamera içeren karmaşık bir sistem yakalandı. Soruları kamera vasıtasıyla görüntüleyerek uzaktaki kişiye iletiyor ve kulaklık ile yanıtları dinlediği anlaşılıyordu. Durum o kadar tuhaftı ki, öğrenciye güvenlik şefinin eşlik etmesi ve kulaklığı çıkarmak için revirde hemşirenin müdahale etmesi gerekti.

Neyse ki bu tür "gelişmiş" kopya sistemlerine pek sık rastlamıyoruz. Akademisyenlerin bugünlerde genel olarak dert yandığı konu, üretken yapay zekâ sohbet robotları nedeniyle sınav yapmanın veya ödev okumanın anlamsız hale gelmesi. Hatta iş o noktaya geldi ki, öğrenciler sınavda veya ödevde verilen soruyu okumuyorlar bile. ChatGPT ve muadillerine soruyu kopyalayıp yapıştırıyor, oluşan yanıtı dahi anlamadan kullanıyorlar. Böylece öğretim üyeleri, öğrencinin okumadığı bir yapay zekâ metnini puanlamış oluyor.

Pek çok öğretim üyesi, eğitim vermenin ve sınav yapmanın artık anlamsızlaştığı ve gelecekte mesleklerinin kaybolacağı endişesi yaşıyor. Oysa bu örnekler, yapay zekânın veya gelişen teknolojinin eğitimi yozlaştırdığını değil; mevcut ölçme-değerlendirme yöntemlerimizin yetersiz olduğunu gösteriyor.

Elbette kopyacılığın yapay zekâ veya teknoloji ile ortaya çıktığını söylemiyorum. Geçmişte de pek çok tuhaf olaya rastlanıyordu. Bu noktada, Doç. Dr. Hakan Bildirir ile sık sık hatırladığımız, bizim çevremizde uzun süre konuşulmuş ilginç bir anıdan da bahsetmek isterim. Lisans zamanında oldukça kuralcı bir hocamızın, zorlu bir kimya dersinde bir öğrencinin kopya çektiğine dair ciddi bir vaka gündeme gelmişti. Öğrencinin kim olduğunu hiçbir zaman öğrenemedik ama hakkında tutanak dahi tutulduğu konuşuluyordu. O zamanlar kopya vakalarında tutanak tutulması ve disiplin soruşturması yürütülmesi nadir görülürdü. Buna rağmen, bu profesör tutanağı nedense işleme almamayı tercih etmişti. Aradan geçen yıllarda ilgili hocamız liyakat sahibi, disiplinli bir öğretim üyesi olarak anılmaya devam etti. Kim bilir; belki öğrenci de akademik kariyerinde çok başarılı olmuştur.

Kopyayı yapay zekâ icat etmedi ama yaygınlaştırdığı kesin. Belki her sınavda kopya vakası yakalanıyor, tutanaklar tutuluyor. Ödevler yapay zekâya yazdırılıyor. Ödevi bırakın, uluslararası ortamdaki araştırma makalelerinin dahi bunlara yazdırıldığına dair pek çok haber yakın zamanda gündemi meşgul etmişti.

Bu noktada yenilikçi uygulamaları değerlendirmek gerekir. Sorun belli: Eğitim veriliyor ancak sınavlarda veya proje ödevlerinde önüne geçilemeyecek bir robotlaşma mevcut. Robotlaşmanın önüne geçecek en makul uygulama da insanla birebir temastır. Bu sorunu aşmak için dünyada farklı modeller tartışılıyor. Bu bağlamda benim oldukça beğendiğim model sözlü sınav uygulaması. 

Mimarlık ve tasarım disiplinleri bu konuda oldukça avantajlı. Final jürisi kavramı ile öğrencilerin dönem boyunca ne yaptıklarını birebir görme fırsatları olabiliyor. Öğrenci isterse dönem projesini bir başkasına yaptırmış olsun, bu sınavda deneyimli hocalar kolayca bunu tespit edebiliyorlar.

Biz de İTÜ Fizik Mühendisliği'nde öğrenci iken her dersten sonra bir de sözlü sınav olurduk. Kimin ne yaptığı, konudan neyi kavradığı burada çok iyi bir şekilde anlaşılırdı. Prof. Dr. Nihat Berker döneminde olan bu uygulama, yanılmıyorsam daha sonra devam ettirilmedi. Ben bu yöntemin oldukça yararlı olduğu düşüncesindeyim.

Elbette sözlü gibi bir sistemi, kalkülüs gibi çok kişinin aldığı kitlesel (havuz) derslerine uygulamak çok zor. Belki burada yazılı değerlendirmeleri yapay zekâ araçlarının yapması, bireysel değerlendirmeleri de öğretim üyelerinin yürütmesi gibi alternatifler düşünülebilir.

Özetle, bu dönüşüm bir fırsat. Ölçme-değerlendirme yöntemlerini yakın gelecekte mutlaka yeniden ele almak gerekecek.  Doğru ölçme-değerlendirme araçlarıyla birlikte düşünüldüğünde, yapay zekânın yaygınlaşması eğitimi korkulanın aksine robotlaştırmak yerine, daha insan merkezli hale getirebilir.

H. Kaygusuz, 22.01.2026